Ana içeriğe atla

Kadın

Aslında bu kadar kırılgan ve kendimden uzak olduğumu öğrenmeni istemezdim.

Ne kadar bir çiçeğe benzerse, o kadar ışığa muhtaçtır bir kadın.

Karanlık odalarda mum alevlerine dans etmiyorum.

Bir edayla dolaşmıyor ufacık ayaklarım evin odaları arasında.

Saçlarımı rüzgârlarda toplama gereği bile duymuyorum.

Ellerim, en cok ellerimi abarttığına inanıyorum yüreğinde.

Ne kadar şiire yakınsa, o kadar imkânsızdır bir kadın.

Kadın, evet kadın.

Bir kız çocuğu masumluğunu sığdırabilmişliğim oluyor sesime, kimi zaman.

Acemi ve yarasız gençler gibi kahkahalar da saçıyorum gülüşümde kösteklenenlere.

Bildiğimi bildiğimden ötürü mutluyum.

Aslında bu kadar özlem dolu olduğumu, özlerken savrulduğumu, savruluşlarımda bile yine, tekrar sevmeyi seçtiğimi hissetmeni istemezdim.

Çiçekler, ah o çiçekler.

Çerceveleri olan odalarda daha mutluyum ben, saksıları olan pencereleri bir ayrı severim.

Güneş gören balkonlarda ölmek isterim.

Çiçekler, güneş ve kuşler.

Bir kuş kadarım, ufacık, kırılgan ve özgür.

Tüm özgürlüklerinin hasret doğurduğunun bilincinde bir kadın.

Bilirsin güzelimdir, güzel sever güzel özlerim.

En güzel ben öperim.

Çicekler, güneş ve kuşlar.

Vakit mühim değil, göğe inanırsan maviyi bilirsin, beni bilirsin.

Beni bilmemeni isterdim.

Aç göğsünü, aç içini, tut nefesini.

Hiç kolay değilim

ama güzel severim.

Severim !

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kuşlar ve balıklar

Masallara inanan bir çocuktum ben, bileklerimde çiçekler açardı, ağzımda kelebek tozları. Kışa ve göğe inancımı, yaza ve denize kavuştukça yücelttim. Hayaller kurduğum, insanlardan gizli, gerçekten çok daha ileride bir dünyam vardı, orada bittikçe var oldum. Durakları sevdim hep, köprüleri, ayrılmaktan ve gitmekten nefret ettikçe sevdim yolları. Son bakışlar, son sözler, sımsıkı sarılmalar, yalvarırcasına beni avutun bakışları. Böyle böyle büyüdüm hep, kuşlar edindim, balıklar edindim, bahçeler, duvarlar, odalar, odalarda yanan ve tükendikçe yenilenebilen ışıklarda beliren sadık gölgeler. Masallara inanan bir çocuktum, şiire tutunan bir kadın oldum. Müziklerde kıvranırken, d...

1:25 duy beni

Gece ayazından sesleniyorum, sokaklardan, isimsiz kapı önlerinden, pencere pervazlarından, kırık dökük lamba ışıklarından, yaralı vakitlerden, Duy beni ! Adımlarımla tekrar tekrar okşadığım bir kentten, koynuna girip nefesimle temize çektiğim kuytulardan sesleniyorum. Kat kat üşüsemde gizlemediğim ellerimle, ses etmeden hiç, tüm göğe adanmışlığıyla yüzümün. Unutmadan bir an bile olsa yerini kalbimin sesleniyorum. Hayatın uzak bir kıyısında yürürken ve soluklanırken ihtiyar kediler gibi zaman zaman, uçamazken ama kanatlanırken sesleniyorum. Duy beni ! Soğuk ya buralar, çok soğuk ya ellerim. Ilık ılık içimden akan mavi nehir sensin, o yüzden kaybolup gitmemişliğim. Hep o yüzden bu koku, bu dallar, böyle çiçeklere benzeyişim. Sesleniyorum.. Toprağından göğüne kadar hayatın, tek hakikatim. Aç kollarını, evimi özledim.

Sonsuz kavuşma

Heyecanlıyım, her buluşmamız bir kavuşmaktır çünkü aşk katında, bunu biliyorum. Ne o özlem dolu günler, ne yalnız geçen geceler  ne de incinmişliklerim bir anlam taşımıyor artık. Gün boyu koştururken, yüzümde kocaman bir tebessüm hep ayakta dimdik tutuyordu beni böyle günlerde, başı dik bir gönülle seviyorum. Hiçbir şarkı hüzünlendiremiyordu, çünkü yüzünü avuçlarımda hissediyordum bile sanki, ve hicbir şiir eksik gelmiyordu. Hele ki kitaplar, durduk yere sayfalarının arasına burnumu gömüp gömüp kokularını içime çekiyordum. Bugün saydım, yedi odanın beşinde başkanmış birer kitap vardı, kokuları bana aitti, onun ki gibi. O'na okuyacaktım, ona anlatacaktım, onunla harmanlanacaktı çünkü hepsi. Bu sevgiliyi hayatın her yanına iliştirmekten fazlasıdır, toprağı ekmektir, suyu içmek, ekmeği öpmektir ve bir adamı sevmek. Sevmek kutsaldır. Günlerin akıp gidişini bile farkedemiyordum, güneş her penceremi bir defa öperek batar benim. Yine farkedemedim. Mutfağımdan do...